27 Ağustos 2018 Pazartesi

Fenerbahçeli Kahraman Arif'in Çanakkale Destanı

FENERBAHÇELİ KAHRAMAN ARİF'İN ÇANAKKALE DESTANI


Bu Fenerbahçe’ye dikkat!... Balkan Savaşı, Çanakkale Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'ndan çok sayıda şehit vererek geçen Türk futbolu, nihayet Cumhuriyet'ine kavuşmuştu... Bu dönemin Fenerbahçe kadrosuna dikkat edin. Çünkü kadrosundaki tüm futbolcular yüksek tahsilliydi ve birçoğu lisan biliyordu...

En Büyük Şehit... Şehidin büyüğü küçüğü olmaz ama Fenerbahçeli Arif'in yeri başka. O, cepheden ata atlayıp 26 saatlik yoldan sonra sahaya çıkıyor, maçını oynadıktan sonra tekrar savaşa koşuyordu...


Mediafire:







ÖNCE VATAN SAVUNMASI SONRA FENER MÜDAFAASI

Trak... Trak... Trak... Silah sesleri geliyordu Harb-i Umumi’den... 
Mülazım-ı evvel Arif; biraz geç kalmış insanların aceleciliği içinde, atının eyerini son kez gözden geçiriyordu. Yolu uzundu... Bir ara, cepheden gelen top seslerine kulak verdi, sonra çevresindekilere "Selâmetle kalın" diyerek; atına mahmuz vurdu. Mülazım-ı evvel Arif; Çanakkale'de vatanını, İstanbul'da ise Fenerbahçe'yi müdafaa ediyordu. Sarı-lacivertli kulübün sağbekiydi... Fenerbahçe olmadan Arif, Arif olmadan Fenerbahçe olmazdı. Savaş çıkıp cepheye gönderilince; takımından ayrı kalmaya gönlü razı olmamıştı. Cepheye koşan tüm askerler için parola "Önce vatan" dı ama Arif için "Sonra, Fenerbahçe" vardı... Takımını yalnız bırakmak istemiyordu. Bu yüzden de, kendisi ya da kulüp yöneticileri, kumandanından izin alıyor, cepheden cuma ligine koşuyordu. O hafta ise, Fenerbahçe-Galatasaray mücadelesi vardı. Burada, Çanakkale geçilmez... Orada, yine İstanbul'da Arif hiç geçilmez.

Mülazım-ı evvel Arif, ezeli rekabet cephesindeki görevine yetişmeliydi. Dağ, dere, tepe demeden, 26 saat at sürecek ve bugün Fenerbahçe Stadı'nın bulunduğu papazın bağına yetişecekti. Tutmayın onu, yolu uzun.


ARİF, SEZONUN İLK DERBİSİNDE...

Arif dörtnala, 1917 - 1918 sezonunun ilk büyük derbisine, Fenerbahçe-Galatasaray maçına yetişmeye koşuyordu. Ama 21 Aralık 1917'deki bu maça gitmeye çalışan, yalnız kendisi değildi. Fenerbahçe kaptanı Galip de, Kırklareli'nden İstanbul'a doğru at koşturuyordu... Çanakkale'den Fikirtepe Uçaksavar Bataryasına tayin olan Ethem ise, daha önceden kulübe varmıştı. Arif ve Galip, uzun at yolculuğunun yorgunluğunu atamadan, sahaya çıktılar. Ama ne yazık ki, maçı 3 - 2 kaybettiler. İki futbolcunun tekrar cepheye dönmeleri, hazin olmuştu. Fenerbahçe kaptanı Galip (Kulaksızoğlu), daha sonra savaş sırasında yaralanıp İstanbul’a gönderilmiş, bir daha cepheye gitmemişti. Arif (Emirzâde) ise, cepheden sahaya, sahadan cepheye koşturmaya daha uzun bir süre devam edecekti. Doğaldır ki, her maça yetişemiyordu... Ama iddialı maçların hiçbirisini kaçırmıyordu. Hele hele, ezelî rekabet maçlarını asla...


Fenerbahçe Kulübü, 1919 - 20 sezonuna iddialı girmek istiyordu. Bunun için, ilk kez sahaya çıkacakları İdmanyurdu maçında, sağbekleri Arif'in mutlaka oynamasını istiyorlardı. Kumandanlıktan özel izin alarak, Arif'in oynamasını sağlama almışlardı. O mutlaka gelmeliydi, gelecekti...


SAVUNMANIN BELKEMİĞİ

Arif gerçekten de, Fener defansının vazgeçilmez adamıydı... Onun nasıl bir futbolcu olduğunu anlamak için, eski Fenerbahçeli futbolculardan Sedat Taylan'ın 1944 yılında yayınladığı, "Fenerbahçe'den Hatıralar" adlı kitabına bir göz atalım:

"Arif, çok eskiden Fenerbahçe takımında, müteaddit defalar tekdirle seyretmiştim. O zaman, Fenerbahçe müdafaasının belkemiği vaziyetindeydi. Zayıf fakat çok çetin, gözü pek bir oyuncuydu. Sert, fakat faulsüz oynardı. “Maç sırasında asabî olan Arif, maç bitiminde sakin ve nazik bir genç olurdu..."


Evet, daha önce de söyledik... Fenerbahçe, 1919 - 20 sezonunun ilk maçı olan İdmanyurdu mücadelesi için, Papazın bağında Arif'i bekliyordu... O gelmeliydi, gelecektir, gelir... Fakat onun yerine, kara haber geldi: “Arif, tam kalbine yediği bir kurşunla, şehit oldu." Olmaz... Olamaz... Olmamalı...


Fenerbahçeliler, bir anda mateme boğuldu. Herkes birbirine sarılıp ağlıyor, Türk futbolunun yetiştirdiği en gerçek kahramanının kaybına kahroluyordu... Hüzün, dalga dalga tüm İstanbul'a yayılmıştı. Ancak, maç oynanmalıydı... Fenerbahçeli yöneticiler, santra çizgisinin başladığı yerdeki sahanın kenarına bir sandalye koydular ve üzerine Arif'in 2 numaralı formasını astılar. Takım, sahaya 10 kişi çıkmıştı... Ama Fenerbahçe eksik değildi. Saha kenarındaki sandalyede asılı duran forma, Arif'i sahaya sürmüş gibiydi. Sanki rakibin ataklarını, hâlâ o durduruyordu.


Fenerbahçe, kahramanının huzur içinde toprakta yatması için, o denli coşkulu oynadı ki, rakibi İdmanyurdu'nu tarihinin en farklı skoru ile yendi: 11-1. O günden bu yana, o rekor hâlâ kırılamadı. Fenerbahçeli tüm futbolcular, bu galibiyet sonrasında hep birlikte 2 numaralı formanın önünde tazim duruşuna geçerek, "Ruhun şad olsun Arif" dediler. Ve bugünkü karşılığı ile o dönemin kulüp genel sekreteri olan Fenerbahçe 1.Katibi Ömer Nazıma, Arif için bir ağıt yakıyordu:


"Azim sebat, metanet, işte bu...
Futbolu can etmişti şahsında.
Ey arkadaş... Kimdir bu?
Şehit Arif'imiz karşında
Dur ve ağla, elin bağla yanında.
En mukaddes şehittir bu...
Öldürdüler, vazifesi başında,
Ah Fener... Ne acıklı haldir bu..."


Fenerbahçe Kulübü'nün şehit Arif'in ruhuna okuttuğu mevlüt tam anlamıyla olay olmuştu. Mevlüt sırasında kulüp binası dolup taşmıştı... Herkes ağlıyordu. Arif (Emirzade), yüzbaşı rütbesi ile şehit olmuştu. Yüksek mühendislik eğitimi görmüştü ve Fransızca biliyordu. Arif'in sağlığında Fenerbahçe genç takımında oynayan Sedat Taylan, "Biz Fenerbahçeliler" adı ile yazdığı anılarında, bu şehit futbolcuyu da anlatır. 1965 tarihli kitaptan aynen aktarıyoruz:


DEVRİNİN EN BİLGİLİ FUTBOLCUSU...

"Arif, Fenerbahçe Kulübü'nün kuruluşundan itibaren oynayan futbolculardan biriydi. Birinci Dünya Savaşı'nda vatanî vazifeye çağrılıncaya kadar, Fenerbahçe takımında defansın belkemiği olarak sağbek oynadı. “Ortadan biraz yüksek boylu, futbola elverişli bir cüsseye sahip, sağlam bir gençti... Saçlarını, alabruz kestirirdi. Yuvarlak yüzlü, çenesinin sağında büyükçe bir beni vardı. Sakin bir yaradılışı olmasına karşın, oyun sırasında hırslı olur ve gözünü budaktan ayırmazdı. Aynı zamanda, devrinin en bilgili futbolcularından biriydi." Sedat Taylan'ın kitabında bundan başka bilgi yok... İşin tuhafı, dünyada eşi - emsali görülmeyen Arif olayı; ne yazık ki belgelere geniş ölçüde yansımamış... Hakkında topluca bir bilgi yok... Birkaç paragraf halinde çeşitli kitaplara yayılmış bilgiler için, 50'ye yakın eseri, didik didik etmek zorunda kaldık. Anlayacağınız; dünya futbol tarihine bile altın harflerle geçebilecek önemdeki şehit Arif olayını, vurdumduymazlığımız sayesinde geçmişin derinliklerine gömmüşüz...


Savaşı bırakıp sahaya giren, sahayı bırakıp savaşa dönen dünyanın en ilginç futbolcusunun Türk olduğundan haberimiz yok. Ne yazık! Üniversite mezunu futbolcular, birer birer şehit düşüyor! Yurtsever Türk futbolcularının, gönüllü olarak cepheye koşunca, kulüpleri, çok büyük ölçüde güç kaybına girdi. Bu üzücü gelişmeyi bir de,"Türksever" dergisinin, 1930 yılında yayınladığı 20 haftalık dizisinden okuyalım: "Harbin o acı, yürekleri yakıcı faaliyetleri başladı... Bunu anlıyoruz. İlk ağızda, Galatasaray'dan kaleci Hamdi, Hasnun Galip, ikinci takımdan Halit Çanakkale'de şehit düşmüştü. Beşiktaş'tan da Şair Kazım, Asım, Rıdvan Beylerin de, aynı cephede şehit oldukları haberi geldi. Aşağı yukarı bütün spor kulüpleri boşalıyordu. Kafkas Cephesi'nde de Galatasaraylı futbolculardan Abdurrahman Robenson, Beşiktaşlı Doktor Ali, Doktor Mehmet, Muallim Sadi Beyler'in öldüklerini duyduk. Bu ne felaketti!..." Yukarıda yer alan şehitler listesindeki doktor, muallim sıfatlarına bakıp, bunların idareci olduklarını sanmayın... O dönemlerde, bütün futbolcular yüksek tahsilli, iyi meslekli ve lisan bilen insanlardı. Bu konuda çok belirgin bir fikir verebilmek için, Fenerbahçe'nin 1923 yılındaki kadrosunun eğitim durumunu vermemiz yeter... Çünkü kadrodaki tüm futbolcular, yüksek tahsilliydi.

İşte inanılmaz kadro:

KALECİ:
Şekip: Güzel Sanatlar Mezunu

SAVUNMA:
Cafer: Eczacılık Fakültesi
İsmet: Tıp Fakültesi
Hasan Kamil: Michigan Üniversitesi

ORTA SAHA:
Fahir: Fen Fakültesi
İsmet: Tıp Fakültesi
Kadri: Ticari İlimler
Ragıp: Ziraat Fakültesi

FORVET:
Zeki Rıza: Veteriner Fakültesi
Alaaddin: Güzel Sanatlar
Sabih: Tıp Fakültesi
Bedri: Diş Hekimliği
Ömer: Hieldberg Üniversitesi

İşte O Büyük Şehit…

22 Ağustos 2018 Çarşamba

Çizgilerle Yaşanmış Öyküler - 07

Çizgilerle Yaşanmış Öyküler - 07

Pasolini


Milliyet Yayınları'nın 1996 yılında bastığı serinin son bölümünde İtalyan film yönetmeni, senarist ve şair Pasolini'nin çalkantılı hayatı üzerinden bir kesit çizgi roman olarak huzurlarınızda...

Çizim ve Senaryo: Jean Dufaux - Massimo Rotundo

Pier Paolo Pasolini (05 Mart 1922 - 02 Kasım 1975)


Milliyet Yayınları - 1996


19 Ağustos 2018 Pazar

Black Lightning (Kara Yıldırım)

BLACK LIGHTNING (KARA YILDIRIM) - Karakter Tanıtımı


Künyesi:

Kahraman Adı: Black Lightning (Kara Yıldırım)

Gerçek Adı: Jefferson Michael Pierce (kısaca Jeff Pierce)

Unvan-Sıfat: Süper Kahraman, Fizikçi, Pedagog, Öğretmen, Olimpik Atlet

Bulunduğu Takımlar: The Outsiders, Justice League America, Justice League International, Batman & The Outsiders

Şirket: DC Comics

Kökleri: Afro-Amerikan

Yaratılış: Kendi serisinde 1977, ilk görünüş 1975

Yaratıcılar: Tony Isabella ve Trevor Von Eeden

Fiziki Özellikleri: Orta yaşlarına yakın 1.86 Boyunda 90 kg ağırlığında olimpik seviyede atletik siyahi bir adam.

Güç Sınıfı: Meta-İnsan


Orijin Öyküsü:

Jeff Pierce, üniversitede (kolej) eğitim gördüğü yıllarda aynı zamanda olimpik seviyede bir atlettir ve dekatlon dalında altın madalya sahibidir. Ancak spor kariyeri sonrası eğitimini aldığı işi yapar. Bu da öğretmenliktir. Aynı zamanda da pedagoji üzerine uzmanlığı bulunmaktadır.

Jeff Pierce, idealist bir genç Afro-Amerikalıdır. Metropolis Şehri'nin, Suicide Slums (İntihar Varoşları) denen bölgesinde, yani, büyüdüğü yerde yaşar ve burada da fizik üzerine lise öğretmenliği yapar. Elinden geldiğince kaçakçılık, uyuşturucu ve çetelerden uzak dururdu ve de öğrencilerini de uzak tutardı. Pek büyük olaylar ve iddiaların ortasında bulunmamaya çalışan sadece azimle öğretmenlik vazifesine odaklı biriydi Jeff.

Ta ki yüksek teknoloji ürünü silah ve malzemeler kuşanmış suikastçı birliği ”100” adlı çetenin, semti ve içindeki suçluları hedef aldığı ana ve bu işe alet olmuş çete liderlerinden biri olan Joey Toledo adlı adamın işlediği cinayet suçuna kadar...

Bu cinayet bizim Jefferson Öğretmen için sıradan bir şey değildi, bu bir dönüm noktasıydı. Onun okulu temizlemesine yardım eden, bir sokak kavgasında hayatını kurtarmış olan sevgili öğrencisi Earl Clifford öldürülüp bir basketbol potasına asılmıştı.


Basketbol potasına asılan öğrenci Earl Clifford


Bunu Gören Jeff, sadece öğretmenlik ile bir yere varılamayacağını ve daha fazla şey yapmak istediğini düşünmeye başladı.

Tanıdığı en iyi dostlarından ve de en iyi terzi/tasarımcılardan biri olan Peter Gambit adlı arkadaşı Jeff'in isteği üzerine ona özel bir zırh yapar. Zırhın özelliği, kemerinde yüklü konsantre elektrik barındırması ve oradan ellerindeki muşta benzeri aletlere bu akımı aktarmasıdır. Bu bir savaş zırhıdır ve artık Jeff Pierce, Black Lightning (Kara Yıldırım) olmuştur.

Tabi, bu hikaye, Bronz Çağ dönemi içindir; Modern Çağ'da Black Lightning karakterinin ilk yılı anlatılıyor (Year One [Yıl Bir] hikayesi) orada ise doğuştan güçlerinin geldiği, stres altında kendindeki meta genin aktif olduğu, başka bir hikayede kendi fizik araştırması esnasında kaza eseri olduğu söylenmektedir.

Genel anlamda Jeff, bir mutanttır ya da meta-insandır demek doğrudur.
Black Lightning, sonraları kişisel davasını büyütür, adı duyulur ve Batman & The Outsiders ekibine lider olarak katılır.


Batman ve Black Lightning



JLA (Justice League of America [Amerikan Adalet Birliği]) haricinde sokakları temizleyen ve suçluları sorgulayan tavrıyla bağımsız olarak bu ekibin demirbaşı olur. JLA için Martian Manhunter ne ise Outsiders için Black Lightning odur.

Ancak yeni çağa gelindiğinde, Jeff daha iyi güçler edinir ve bir JLA olmayı da başarır. Outsiders'ta iken tek başına, kendi liginin üstünde olan ve tüm Outsiders'a tek gidebilen Geo Force'u yenmesi ve tüm meta güçlerini sonuna kadar kullanması da Black Lightning adına kariyerinin en unutulmaz anlarından biri olmuştur.


Black Lightning vs Geo-Force




Ayrıca Black Lightning, siyahi süper kahramanlar adına da çok önemli bir yer teşkil eder... Genelde varoşlarda işlenen suçlar ve varoşlarda yaşayan halkla ilgilenmesi, hükümete olan tepkisi, idealist bir öğretmen oluşu ve benzeri protest ögeleri ile de Black Lightning, çizgi roman aleminde ideolojik olarak da Afro-Amerikan dramını ve hikayesini anlatmaktadır. Çoğu ankette en önemli 5 siyahi süper kahraman arasında yer alır. (John Stewart, Vixen, Black Panther, Blade, Luke Cage, Cyborg, Steel gibi karakterle birlikte)


New 52 (Yeni 52) zaman aralığında çok çok az boy gösterdi, onda da yardımcı karakter olarak...


New 52 (Yeni 52) serisindeki Black Lightning (Kara Yıldırım)


Güç ve Yetenekleri:

Normal insan sınırlarının biraz üstünde bir gücü vardır. Rahatlıkla insan haliyle 370 kg kaldırabilir. Elektromanyetik gücünü kullandığında bu miktar birkaç kamyona kadar çıkar. Ancak saldırı kuvveti bununda çok üzerindedir. Zira Geo-Force ile olan dövüşünde kendisini aşmıştır.

Gücünü, hücrelerine gönderdiği elektrize akımlar ile artırabilir.

İnsan sınırı ve biraz üstü kondisyona sahiptir. Zaten altın madalyalı olimpik seviye bir atletin, 90 kiloluk vücut ağırlığının neredeyse tamamı kastır diyebiliriz.
Ayrıca elektrik güçleri ile mental olarak reflekslerini ve fiziken dayanıklılığını da artırabilir.

Üstüne üstlük Batman ve Wildcat tarafından suçla savaş ve yakın dövüş becerileri için eğitim görmüştür ve bu eğitim sonrası dövüş becerileri daha da yükselmiştir.

Normal insanlara nazaran çok daha fazla hasar alabilme lüksü var. Üstelik henüz sınırları tam netleştirilememiş bir iyileşme gücü vardır. Bu iyileşme beyin ve sinir hücrelerini yenilemeye kadar varabilmektedir... Elektrik sayesinde vücudundaki kas sistemi ve kalp ritmini ayarlayabilmektedir.

Süper insan hızına sahip: Gerek refleksleri ve reaksiyonları, gerekse seyahat anlamında olsun Black Lightning, uç noktada ışık hızında seyahat edebilen bir meta-insandır.

Altın Madalyalı olimpik seviyede Afro-Amerikan bir atlet olması üzerine, üstün elektrik kontrolünü ekleyince gerek güçleriyle, gerek süper güçleri olmadan da Black Lightning hızlı ve çabuk bir karakterdir.

Alt vücudunu elektrik enerjisi ile şarj ederek uçabilmektedir. Ve bu işi de ışık hızına yakın halletmektedir.

Havadaki sinerjiyi, ve maddelerin elektirisitesini hissedebildiği için ve de normal insandan çok daha hızlı işleyen bir sinir sistemi olduğu için Black Lightning çok iyi sezilere ve ön duyulara sahiptir.





Elektrokinezi ile nesneleri kaldırabilir, bükebilir, elektrik akımlarının yönünü değiştirebilir.

Elektirisite Emilimi: Çevredeki elektrik bazlı her türlü enerjiyi kontrol edip emilim yapabilir ve bununla kendini yenileyebilir, yani iyileştirebilir.Hem de oldukça üst seviyelerde. (Lobo gibi değil ama yine de sağlam.)

Elektrik Yönlendirimi: Canlıları sadece kilitleyecek, onları sersemletecek kadar çarpmaktan kızartacak kadar şoklamaya kadar element yani meta-gücü üzerinde muazzam bir kontrolü vardır. Averaj bir yıldırım saldırısı bile milyon volt elektrik barındırabilir, eğer isterse. Etrafına statik yansımalar yayabilir.
Kendini koruyacak güç kalkanları yaratabilir.

Nesneleri Elektrik ile aşırı ısınmaya uğratabilir. Bio-elektrik sinyalleri takip ederek en zor durumlarda rakiplerini ya da dostlarını çok uzaklardan sezebilir, hissedebilir. Çok uzaklardan sesleri de benzer şekilde duyabilir. (Bir bakıma One Piece‘deki Enel gibi.)

Elektrik güç kabloları üzerinde kayabilir, yarattığı yıldırımlar ile sörf yapabilir (bir nebze). Ayrıca kendi bio-elektrik dolu vücudu ile özel durumlarda ışınlanabilir.

Sinirlendikçe, stres altında, adrenalin ile sinir sistemi daha da hızlanır böylece daha çabuk şarj olur böylece daha çabuk elektrik elde eder ve giderek daha hızlı tazelenir ve güçlenir.

Siyah Mistik Yıldırım ise büyü ve mistik güçler bazlı bir gücüdür. Buradan Jeff’in büyü veyahut mistik bazlı da güçleri ve geçmişi olduğunu düşünmek mümkündür. Çok güçlü bir saldırıdır. Geo-Force dövüşünde kendisinden güçlü rakibini durdurabilmesini bu gücüne borçludur.

Kendini defansif ya da ofansif amaçlarla elektrik enerjisinden oluşan aurası ile sarabilir ve de bunu aşmak pek kolay olmaz. Fiziksel dayanımına katkıda bulunmuş olur.

Büyülü ve Mistik kaynaklı yıldırım ve elektrik ataklarını da kontrol edebilme, yansıtabilme yetisi edinmiştir.

Elektrisiti gücü sebebiyle atom ve moleküler çapta iyonlar ile oynayabilir havanın yoğunluğu, elektrik barınımını, kimyasal gazları etkileyebilir.

Su altında bile Yıldırım ve Elektrik kontrolü, hiç bir sınırlama altına girmez. Elektriği istediği yere kadar yayılabilir. Şöyle açıklayayım; 10 kişinin içinde olduğu bir havuza bir elektrik atağı yollar ve orada seçtiği tek kişiyi çarpabilir ya da öldürebilir bu sırada diğer dokuza hiç zarar gelmez.

Pedagoji, Fizik, Elektrik ve de Öğretmenlik konularında uzmandır. Çok zeki ve de becerikli bir kişidir.



Yukarıdaki yazı, Utkan Aktaş tarafından Comicvine, Dcwikia ve DC Comics Yayınları kaynak gösterilerek derlenmiştir. 

Kahraman Baykuş









Black Lightning (Kara Yıldırım) Dizisi:

Geçtiğimiz günlerde CW Kanalı tarafından ilk sezonu yayınlanan, 2018 yapımı diziyle ekranlarımıza konuk olan Black Lightning'in 13 bölümlük ilk sezonundaki öyküsü ise şu şekilde:

Gerçek adı “Jefferson Pierce” olan “Black Lightning” ilk büyük Afro-Amerikan kökenli süper kahramanlardan biridir. Bir patlama sonucu meta-insanlar arasına karıştı. Vücudundaki yoğun biyoelektrik alanları kontrol ederek, dışarıda daha büyük ve yoğun elektromanyetik alan yaratma kabiliyetine sahiptir. Bu gücünü yetişkin hayatının çoğu döneminde sakladı. Ne kadar elektrik enerjisi üretebildiği tam olarak bilinmemektedir. Ancak iç güçleri ile bir insanı kolayca şoka sokabilir ve öldürebilir. Bir defasında kriptonite maruz kalan ve ölmek üzere olan Superman'in kalbini yeniden çalıştırmayı başarmıştır. Güçlü bir elektromanyetik kuvvet alanı üreterek mermileri durdurabilir. Ancak bu işlem önemli çaba ve konsantrasyon gerektirir. Kendisine sınırlı uçuş yetenekleri kazandıran bir elektromanyetik itme alanı oluşturma yeteneğini göstermiştir. Ayrıca ortalamanın üstünde güç, hız ve dayanıklılık yeteneklerine sahiptir. Batman'in vesayetinde çok yetenekli bir yakın dövüş savaşçısı haline gelmiştir.

Jefferson’un eski karısı Lynn Stewart’tan olma iki kızı vardır. İkisi de babasının izinden giderek zamanla süper kahramanlar haline geldi. En büyük kızı Anissa Pierce, "Thunder" adını aldı. On altı yaşındaki genç kızı Jennifer Pierce ise "Lightning" kod adı altında çalışmaya başlamıştır.

16 Ocak’da başlayan dizide süper kahramanlıktan emekli olan "Black Lightning/Kara Yıldırım/Jefferson Pierce" (Cress Williams) kızını geri kazanmak için yeniden kostümünü giymek zorunda kalır.


COMICGARD olarak, halen çeviri ve balonlaması üzerinde çalıştığımız Black Lightning - Year One (Kara Yıldırım - Yıl: Bir) öyküsüyle pek yakında sizleri bu inanılmaz süper kahramanın Türkçe çizgi romanıyla buluşturacağız...

Takipte kalın...

18 Ağustos 2018 Cumartesi

Çizgilerle Yaşanmış Öyküler - 06

Çizgilerle Yaşanmış Öyküler - 06

Marguis de Sade


"Sadizm" sözcüğüne adını veren Fransız aristokrat ve felsefe yazarı Marquis de Sade'ın karmaşa dolu yaşam öyküsü bu çizgi romanda...

Yazan ve 
Çizen: Griffo - Dufaux

Marquis de Sade (02 Haziran 1740 - 02 Aralık 1814)


Milliyet Yayınları - 1996



15 Ağustos 2018 Çarşamba

Çizgilerle Yaşanmış Öyküler - 05

Çizgilerle Yaşanmış Öyküler - 05

Okyanusta Beyaz Bir Nokta


1994 Angouléme Çizgi Roman Ödülünü alan bu edebi çizgi roman ile seriye devam ediyoruz...

Yazan ve 
Çizen: Miguelanxo Prado


Milliyet Yayınları - 1996




13 Ağustos 2018 Pazartesi

Çizgilerle Yaşanmış Öyküler - 04

Çizgilerle Yaşanmış Öyküler - 04

Honoré de Balzac


"Goriot Baba", "Vadideki Zambak" gibi Dünya Klasikleri arasına giren romanlara imza atan meşhur Fransız yazarın son günlerinin anlatıldığı çizgi roman huzurlarınızda...

Yazan: Jean Dufaux

Çizen: Marc Malés

Honoré de Balzac (20 Mayıs 1799 - 18 Ağustos 1850)


Milliyet Yayınları - 1996


7 Ağustos 2018 Salı

Çizgilerle Yaşanmış Öyküler - 03

Çizgilerle Yaşanmış Öyküler - 03

Hemingway, Leoparın Ölümü


Nobel ve Pulitzer ödüllerinin sahibi, 20. yüzyıl Amerikan edebiyatı ustalarından Hemingway'in hayatından bir kesit çizgilerle huzurlarınızda...

Yazan: Jean Dufaux

Çizen: Marc Malés

Ernest Miller Hemingway (21 Temmuz 1899 - 2 Temmuz 1961)


Milliyet Yayınları - 1996





4 Ağustos 2018 Cumartesi

Çizgilerle Yaşanmış Öyküler - 02

Çizgilerle Yaşanmış Öyküler - 02

Mozart ve Cazanova


Mozart'ın, karakteri hakkında fikir sahibi olmadığı için Don Juan Operası'nı bestelemekte zorlandığını ve Don Juan karakterine olan benzerliğiyle ün salan Cazanova ile tanıştıktan sonra kolayca bu operayı bestelediğini biliyor muydunuz?

Dick Matena'nın bu eserinde, Mozart ve Cazanova'nın hayatının kesiştiği zaman dilimi çizgilerle hayat buluyor... 



Wolfgang Amadeus Mozart (27 Ocak 1756 - 5 Aralık 1791) 
ve
Giovanni Giacomo Casanova (2 Nisan 1725 - 4 Haziran 1798) 


Milliyet Yayınları - 1996